10 Şubat 2017 Cuma

İSTANBUL BEYAZIT KULESI (Yangın Kulesi )

Beyazıt kulesi İstanbul’un Fatih ilçesinin Beyazıt semtinin sınırlarında yer almaktadır. Beyazıt kulesi 1749 yılında ahşap olarak inşa edilmiştir. 1756 yılında Cibali yangınında yanmıştır. 1826 yılında yeniden yapılan kule bu kez yeniçeri ayaklanmasından dolayı tekrar yanmıştır.  Kule üçüncü kez Osmanlı Sultanı II. Mahmut zamanında 1828 yılında tekrar yapılmıştır mimarı Senekerim Balyandır. Beyazıt kulesinin yüksekliği 85 metredir. 180 merdiveni vardır.  Üç kattan oluşmaktadır. Nöbet katı, işaret katı ve sancak katı olarak adlandırılmıştır. Yangın, Beyazıt Kulesinden gündüz sarkıtılan sepetlerle, gece ise fener yakılarak haber verilirdi. Şimdiden iyi gezmeler..

Açık adresi ; Kemal Paşa, 34134 Fatih/İstanbul














7 Şubat 2017 Salı

İSTANBUL GALATA KULESİ

Galata kulesi İstanbul’un Beyoğlu ilçesinin sınırlarında yer almaktadır. Galata kulesi 528 yılında doğu Roma İmparatorluğu tarafından Gemiler için fener kulesi olarak yapılmıştır. 1967 yılında restorasyonla bugünkü halini alan kule, her gün ziyaretçilerini ağırlamaya devam etmektedir. Galata kulesinin giriş saat 9-00’dan akşam 19-00 kadardır. Giriş ücretlidir. Türkiye vatandaşları bizler için 6,50 TL yabancı turistler için ise 13,00 TL’dir. 5 yaş üstü çocuklar da ücrete tabidir. Bu arada Ahmet Çelebi buradan havalanarak Üsküdar Doğancılara inmiştir. Şimdiden iyi gezmeler..














5 Şubat 2017 Pazar

İSTANBUL EVLİYALARINDAN MERKEZ EFENDİ Hz.LERİ (KS) TÜRBESİ ve CAMİİ (ks)

Merkez efendi Hz.leri (ks) İstanbul evliyalarından olup kabrinin yeri İstanbullun Zeytinburnu ilçesinin sınırları içerisindedir . Merkez efendi Hz.leri (ks) biraz bilgi vermek gerekirse; Merkez efendi Hz.leri (ks) 1463 (Hicri 868) yılında Denizli’de doğmuştur. Asıl adı Musa Muslihuddin olan Merkez Efendi, ilk öğrenimini Manisa'da tamamlamış, daha sonra İstanbul’a gelerek Hızır Velüyiddin Efendi ve Mevlana Ahmet Paşa’dan dersler almıştır. Müderrislik için Bursa, Karaman ve Amasya’ya gitmiştir ve bu dönemde “Halvetiye Tarikati” icazetini almıştır. Sonrasında İstanbul’a döndüğünde Etyemez Tekkesine devam eden Merkez Efendi, “Sümbül Efendi” lâkaplı Şeyh Yusuf Sinaeddin Efendi’nin öğrencisi olmuş, döneminin ileri gelen sûfîlerinden ve hekimlerinden olmuştur. Mesir macunu Merkez Efendi'nin icadıdır.
Merkez efendi Hz.lerinin (ks) bu adı almasının hikayesine gelirsek;
Bir gün mürşidi Sümbül Sinan hz.leri (ks) tüm müritlerini toplar. Hepsine bir soru sorar, “Kudret i ilahi sende olsa ne yapardın?" müritlerden biri şeytanı yaratmazdım herkes müslüman olurdu, başka biri açlığa izin vermezdim, diğer bir başkası ise  kışı yaratmazdım kimse üşümezdi gibi cevaplar verir . Musa Muslihuddin (ks)  susar hocası Sümbül Sinan hz.leri (ks) sen ne yapardın der. Musa Muslihuddin (ks)  şöyle bir cevap verir "haşa, bu alemin düzeninde bir hata mı varda birşey değiştireyim. nasıl geldiyse öyle devam etmesini sağlardım." der. Sümbül Sinan hz.leri (ks) , "aferim oğlum sen bu işin merkezindesin" diye karşılık verir. O günden sonra Merkez efendi olarak anlır.(ks) Sümbül Sinan hz.leri (ks.) Merkez efendiyi (ks) halifesi olarak seçer.
Merkez Efendi Türbesi, cami, türbe, çilehane, şadırvan, mutfak, derviş hücreleri, hünkâr köşkü ve hamamdan oluşan bir külliye içinde yer almaktayken, bu yapıların bazıları günümüze kadar gelememiştir. Günümüzde türbenin yakınında Abdülbaki Paşa Kütüphanesi, hamam, Merkez Efendi Camii ve Merkezefendi Mezarlığı bulunmaktadır.
Şimdiden iyi gezmeler.


Açık adresi ; Merkezefendi Mahallesi, Merkezefendi Caddesi No:4, 34015 Zeytinburnu/İstanbul

















4 Şubat 2017 Cumartesi

İSTANBUL TARİHİ SÜLEYMANİYE CAMİİ ve TÜRBESİ

Süleymaniye Camii ve türbesi İstanbul’un Fatih ilçesinin sınırlarının yer almaktadır. Süleymaniye Camii Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1551-1557 yıları arasında Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Mimar Sinan'ın kalfalık devri eserin dediği eserdir.  Süleymaniye Camii  medreseler, kütüphane, hastane, sübyan mektebi, hamam, imaret, hazire ve dükkânlardan oluşan Süleymaniye Külliyesi'nin bir parçası olarak yapılmıştır. İstanbul’daki yaşanmış olan depremlerden hiç etkilenmemiştir. Caminin duvarlarında en ufak bir çatlak bile oluşmamıştır. Süleymaniye Caminin kıble tarafında içinde Kanuni Sultan Süleyman'ın ve eşi Hürrem Sultan'ın bulunduğu bir hazire mevcuttur. Kanuni Sultan Süleyman'ın türbesinin kubbesi ise yıldızlarla donanmış gökyüzü imajını vermesi için, içeriden, metalik plakalar arasına yerleştirilmiş pırlantalarla (elmaslarla) süslenmiştir.
Süleymaniye camiinin 4 minaresi vardır. Bunun nedeni Kanuni'nin İstanbul'un fethinden sonraki dördüncü padişah; bu dört minaredeki on şerefinin de Osmanlının onuncu padişahı olduğunun bir işaretidir. 28 revakın çevrelediği cami avlusunun ortasında dikdörtgen şeklinde bir şadırvan bulunmaktadır. Cami süslemeleri açısından sade bir yapıya sahiptir. Mihrap duvarındaki pencereler vitraylarla süslüdür. Mihrabın iki tarafındaki pencereler üzerinde yer alan çini madalyonlarda Fetih Suresi, caminin ana kubbesinin ortasında ise Nur Suresi yazılı bulunmaktadır. Caminin hattatı Hasan Çelebi'dir
Mimar Sinan, akustik için camide Anadolu’da kullanılan turşu küplerinde 65 küp kullanmıştır. Sesin bir noktadan çıkarak caminin her köşesine eşit şekilde dağılması için turşu küplerinden içi boş olarak ğızları aşağıya bakar vaziyette ana kubbenin etrafındaki duvarlara yerleştirmiş ve küplerin aralarına da yumurta akıyla sıvamıştır. Süleymaniye Camii'nin diğer bir özelliğinin de Mimar Sinan'ın ilk olarak buraya is odası yapmasıdır. Yapıldığı dönemde elektrik olmadığı için cami 275 adet kandil ve bunlara ek olarak mihrabın 2 yanına yerleştirilen dev mumlar ile aydınlatıldı. Mimar Sinan'ın yanan mumlardan çıkan isin camiye zarar vermemesi için orta kapının üstünde bir oda tasarladı, kandillerden çıkan isin meydana gelen akımla mihrabın aksi yönüne hareket ederek kapının üstünde dışarıya açılan 4 adet küçük pencereden is odasına çekildi. Sinan'ın, hava akımının is odası yönüne doğru olmasını sağlamak için camiyi is odası merkezli yaptı, bu odada biriken isle de mürekkep elde edildi. Bu mürekkeple de o günün siyasi, dini, idari bütün fermanları yazıldı. Sebebi ise, bütün bu el yazması eserler gibi önemli belgelerde bu mürekkep kullanıldığı zaman, herhangi bir akıcı maddenin dökülmesiyle yazılar kaybolmuyor. Kaybolması için illa ki o kağıdın tahrip olması gerekiyor. Mimar Sinan, Süleymaniye Camii’ni yaparken, avizelerde bulunan kandil çanaklarının aralarına devekuşu yumurtaları koydurtmuş. Kurumuş devekuşu yumurtası insanın duyamadığı akrep, örümcek gibi haşeratı uzak tutan bir koku yaymaktadır. Aradan 400 yıl geçtiği için o yumurtaların çoğu kırılmış ya da çalınmış. Sayıları 300’den 30’a düşmüştür. Süleymaniye Camiye ulaşım için en kolay yollardan birisi Bağcılar-Kabataş Hafif Metro Hattı ile Laleli-Üniversite Durağında inerek kısa bir yürüme mesafesindedir. Şahsi aracınız ile gidecek olursanız Galata Köprüsü’nden Eminönü doğru gelirken; köprüden sağa çıkış yapıp İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin önündeki ışıklardan sola doğru yokuşu çıkarlarsa, karşılarına Süleymaniye Camii’nin tabelaları gelecektir. Eğer toplu taşıma aracı ile gidecek olursanız direk Süleymaniye Camii Durağından geçen 48T Hamidiye Mahallesi – Taksim Hattı’nı kullanabilirsiniz. Şimdiden iyi gezmeler.

Açık adresi ; Süleymaniye Mahallesi, Prof. Sıddık Sami Onar caddesi No:1, 34116 Fatih/İstanbul