20 Ekim 2016 Perşembe

İSTANBUL EVLİYALARINDAN MEHMED EMİN TOKADİ Hz.LERİ (KS)


Arkadaşlar bu gün sizlere İstanbul’un büyük evliyalarından Mehmed Emin Tokadi Hz. (ks) Lerinin kabrinin yerini ve kısaca bilgi vermek isterim. Mehmed Emin Tokadi Hz. Leri (ks) 1664 ve 1745 yılları arasında yaşamıştır. Tam adı Mehmed Emin b. Derviş Hasan b. Ömer en-Nakkaş et-Tokadî ‘dir. Lakabı ise Cemaleddin, künyesi Ebul Emâne ve Ebu Mansur ‘dur. Aslen Tokatlıdır.

Mehmed Emin Tokadi Hz. (ks) leri Mekke'de İmam-ı Rabbani Hz.'nin oğlunun talebesine (Ahmet Yekdes Cüryani Hz.) talebe olmuştur. 3 sene sonunda hocası artık İstanbul'a gitmesini istemiştir.  Kendisinden son bir arzusunun olup olmadığını sormuştur. Mehmet Emin Tokadi Hz.'de hocasından “Benim vefatımdan sonra sonra kabrime gelip bir Fatiha okuyanın vücudu cehennem ateşinde yanmasın” dua istemiştir. Hocası daKabrini virane bir yere defnetsinler. Kimse bilmesin. Ancak, nasibi olanlar gelip bulsun dua etsindemiştir. Bu sebepten dolayı bence gidilmesi gereken mekanlardan biridir.  Yeri İstanbul Fatih belediyesi sınırları içindedir. Açık adresi Cibali, Zeyrek Mehmet Paşa Sk., 34083 Fatih/İstanbul’dur. Tarif etmek gerekirse  Unkapanı'ndan IMÇ Bloklarının karşısında Bozdoğan su kemerine doğru çıkarken sağda kalmaktadır.














 


18 Ekim 2016 Salı

İSTANBUL TARİHİ EYUP SULTAN CAMİİ VE TÜRBESİ


Arkadaşalar sizlere bu iki mekândan bahsetmeden önce Eyüp Sultan hazretlerinden(r.a.) bahsetmek istiyorum. Eyüp Sultan hazretlerinin (ra.) tam adı Ebu Eyyûb El-Ensari (r.a.) dir. Doğum adı ise Halid bin Zeyd bin Kuleyb’dir. En büyük sahabelerdendir. Peygamberimiz Hz. MUHAMMED (sav)  Mekke’den Medine’ye göç ettiğinde evinde misafir eden sahabedir. Bu sebeple kendisine bu olaydan sonra mihmandar-ı nebevî de dendiği olmuştur. Bedir, Uhud ve Hendek Savaşı’nın kahramanlarındandı.  Peygamberimiz Hz. MUHAMMED (sav)’in ‘İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur.” Hadisene şeref olmak için ilerlemiş yaşına rağmen İstanbul’a gelip cihatta katılmıştır. Burada vefat etmiştir. Eyüp Sultan Hazretleri (ra) kabir yeri için ise; şehit olunca, mezarını şu an bulunduğu yere defnederler. Cenaze törenini seyreden imparator güler: ‘Bunlar da amma akılsız’ der, ‘Onlar gidince bizim o mezarı yok edeceğimizi bilmiyorlar mı?’ Bunun üzerine Halife El Mehdi sert bir mektup yazar ve öyle bir şey olduğu takdirde İstanbul’da taş üstünde taş bırakmayacağını sert bir dille bildirir. Bu sert mektup üzerine İmparator bizzat gelerek şu anki yeri koruma altına alır. Kuşatma kaldırıldıktan sonra Rumlar ve Bizans İmparatoru da burayı sık sık ziyaret ederlermiş. Şeklinde bilgiler vardır. Fakat Latinler İstanbul’u işgal edince her yerini olduğu gibi burayı da talan eder ve türbeyi ortadan kaldırdıkları söylenmektedir. Türbenin şimdiki yerini ise ; Akşemsettin hazretleri manevi keşif üzerine mezar yerini tespit eder ve mezarın biri başına biri de ayakucuna olmak üzere iki fidan dikip ertesi gün tekrar gelmek üzere ayrılır. Fatih Sultan Mehmet Han, kalbinin mutmain olması için o iki fidanı gece vakti söktürüp şu anki girişte çeşmelerin bulunduğu yere diktirir. Yüzüğünü ise Akşemsettin Hazretlerinin tespit ettiği yere gömer. Ertesi gün sabahın erken saatlerinde Akşemsettin Hz. gelir ve doğruca ağacın olduğu yere değil bir gün önce tespit ettiği yere gider. Ve yüzüğünü padişaha iade eder. Gerçekten o bölge kazılır ve Eyüp Sultan Hazretlerinin hiç bozulmamış bedenine ulaşılır. Akşemsettin Hz ‘lerine sorarlar: ‘Efendim o ağaçlarla ilgili neler söyleyeceksiniz?’ Gülerek ‘İyi yapmışsınız o bölge de Eyüp Sultan Hazretlerinin(ra) yıkandığı yerdir’ der. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet Hazretleri o bölgenin çevrilmesini ve her bölgeye bir çeşme yapılmasını emreder. bugün gördüğümüz çeşmeler o çeşmelermiş.

 

Eyüp Sultan Camii ve türbesi İstanbul’un Eyüp semtinde bulunmaktadır. Metrobüsle Ayvansaray durağından, tramvayla Topçulardan, otobüsle ise Zalpaşa durağında inerek gidebilirsiniz. Eyüp Sultan Camii ve türbesi 1459 yılın da inşa edilmiştir. 1733'de yeni uzun minareler yapılmış. 1823'de deniz tarafındaki minareye yıldırımla hasar gördüğü için yeniden inşa edildi. Merkat caminin kuzey tarafında ve iç avlunun hemen önündedir. Türbenin mimarı özelliklerinden biraz bahsedersek sekiz köşeli olup tek kubbelidir. Kesme taştan yapılmıştır. Kubbe cephe yüzlerine oturtulmuş. Cephe köşelerine kabartma sütunlar yapılmış. Pencere söveleri mermerdir. Alt pencerelerin pirinçten dökme kapakları vardır. Cami ise; dikdörtgen planda olup  mihrabı çıkıntılıdır. Merkez kubbe altı sütun ve kalın kâgir desteklidir. Dış avlunun caddeye açılan iki kapısı vardır. İç avlu 12 sütuna müstenit 13 kubbelidir. Avlunun ortasında şadırvan vardır.

 Eyüp Sultan Camiisi ve Türbesi cuma, kandil ve bayram günleri ziyaretçilerle dolup taşmaktadır. Kısmetini açmak isteyen kızlar, yeni evlenenler, sünnet çocukları, iş ters gidenler ve çeşitli istekleri dilekleri olan kişiler tarafından ziyaretçi akınına uğramaktadır.  Eyüp Sultan Hz. Lerini (ra) vesile kılarak dualarda bulunmaktadırlar.




























 

16 Ekim 2016 Pazar

İSTANBUL TARİHİ SULTANAHMET CAMİİ

Arkadaşlar bu haftada Sultanahmet Camii diğer bir adıyla Mavi Cami (Blue Mosque)  gezdim ve sizlere paylaşmak istedim. Sultanahmet Camii İstanbul'da bugünkü Sultanahmet semtinde bulunmaktadır. Sultan Birinci Ahmed tarafından yaptırılan cami; medrese, darülkurra, sıbyan mektebi, türbe, arasta, dükkanlar, hamam, darüşşifa, imaret ve üç sebilden oluşmaktadır. 1609-1620 yılları arasında Mimar Sedefkar Mehmed Ağa tarafından yapılmıştır. Osmanlı padişahları ve ailesi tarafından yaptırılan”Sultan camileri” anlamına gelen selatin camilerinin 6′ncısı olan Sultanahmet Camisi, İznik çinileriyle bezeli olduğu için Avrupalılar tarafından ”Mavi Cami (Blue Mosque)” olarak anılmaktadır. Sultanahmet Caminin ibadethane bölümü 64 x 72 metre boyutlarındadır

Caminin altı minare oluşunun; hikâye göre, dönemin padişahı I. Ahmet yaptırmak istediği caminin mimarı Sedefkar Mehmet Ağa’ya minarelerin altından yapılmasını emretmiştir Fakat altından yapılacak minarenin devlet bütçesini aşacağını bilen Mehmet Ağa, bu emri güya yanlış işiterek, “altın” sözcüğünden “altı” yaparak, camiyi 6 minareli inşa ettirmiştir. Fakat o dönemde altı minaresi olan tek mabet Kâbe’dir ve bu durumun kutsal mekâna saygısızlık olduğu dillendirilmiştir. Durum üzerine mimarı huzuruna çağıran Sultan Ahmed caminin kaç minareli olduğunu sorar. "Altı" cevabını alan Padişah, Kâbe’nin kaç minaresi olduğunu sorunca Mimar durumu fark eder ve Kâbe’ye doğru yola koyulur. İki yıl sonra Padişah’ın huzuruna çıkan Mimar, Kâbe’nin artık yedi minaresi olduğunu söyler. Bu arada Sultan Ahmed  14 yaşında tahta çıkmış, Osmanlı Padişahların 14 üncüsü oluyor. 14 yıl saltanat sürüyor 28 yaşında Vefat etmiştir.